Anjiyodisplaziye bağlı akut alt GİS kanama ve argon plazma koagülasyon uygulanması


Angiodysplasia presenting with acute gastrointestinal bleeding and argon plasma coagulation


Murat AKYILDIZ, Şencan ACAR, Şule POTUROĞLU, Sadrettin EREZ, Zeynep KARAALİ, Mehmet Burak AKTUĞLU, Mehmet KENDİR

Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi, I. Dahiliye Kliniği, İstanbul

Anahtar Kelimeler: Argon plazma koagülasyon, anjiyodisplazi, GİS kanama, kolon

Keywords: Argon plasma coagulation, bleeding, angiodysplasia, colon

Makale PdfEndoskopi künye


Özet

Anjiyodisplazi, gastrointestinal kanal mukoza ve submukozasında belirgin olarak dilate izlenen damarsal lezyonlardır. Yaşla birlikte görülme sıklığı artmakta ve sistemik hastalıklara eşlik edebilmektedir. Endoskopik olarak genellikle sağ kolonda, multiple, kırmızı, düz, 2-10 mm boyutlarında, oval yada yıldızvari-örümcek şeklinde izlenir. Tedavide skleroterapi, heater probe, argon lazer fotokoagülasyon, anjiyografik embolizasyon kullanılmakta olup yanıt vermeyen olgularda cerrahi tedavi uygulanabilir. Burada akut alt gastrointestinal sistem kanaması ile başvuran ve kolonoskopide anyjiyodisplazi saptanıp argon plazma koagülasyon uygulanan iki olgu sunulmaktadır.


Abstract

Angiodysplasia is known as vascular dilatation of submucosal veins. These lesions increase with age and may accompany systemic diseases. Colonoscopy shows angiodysplasia as red, usually multiple, less than 10 mm in size, spider- like lesions especially in the right colon. Endoscopic therapies such as sclerotherapy, heater probe and argon plasma coagulation can control acute bleeding from colonic angiodysplasias in most patients. Furthermore, selective embolization with angiography during bleeding episodes from angiodysplasia may control the bleeding. Herein, we report two patients with colonic angiodysplasia that presented with acute bleeding; argon plasma coagulation was applied in both patients.


Giriş

Anjiyodisplazi, belirgin olarak dilate, kıvrımlı submukozal ven odağı olup genellikle ileri yaşta görülmekte ve alt gastrointestinal sistem (GİS) kanama nedenlerinin başında yer almaktadır Burada akut alt GİS kanama nedeniyle başvuran ve kolonda anjiyodisplazi saptananan iki olgu sunulmaktadır


Olgu

Olgu-1: Tip 2 diyabetes mellitus, renal arter stenozu tanılarıyla izlenmekte olan 70 yaşında kadın hasta halsizlik ve kanlı dışkılama ile başvurdu. Altı ay önce yapılmış olan üst GİS endoskopi ve kolonoskopide kanama odağı saptanamamış. Acil poliklinikte anemi ve hematokezya nedeniyle izleme alınan hastanın üst GİS endoskopisinde kanama odağı saptanmadı. Kolonoskopide çekum, ileoçekal ağız, çıkan kolon ve hepatik fleksurada çapları 4-5 mm ile 9-10 mm arasında değişen çok sayıda anjiyodisplazi ile uyumlu lezyonlar izlendi. Çekum ve çıkan kolondaki lezyonlarda aktif kanama izlenmesi üzerine yaklaşık 10 lezyona argon plazma koagülasyon uygulandı. Kontrolde aktif kanama izlenmedi. Diğer kolon segmentlerinde lezyon yok idi. İşlem sonrası aktif kanaması duran ve taburcu edilen hasta 2 ay sonra tekrar hematokezya ve derin anemi ile başvurdu. Tekrarlanan kolonoskopide çekum ve çıkan kolonda aktif sızıntı tarzında kanayan anjiyodisplazik lezyonlar izlendi (Resim 1). Lezyonlara argon plazma koagülasyon uygulandı. Ancak lezyonların yaygın olması, hastanın izleminde kanamanın tekrar etmesi üzerine genel cerrahi ile konsülte edildi ve sağ hemikolektomi uygulandı.
Olgu-2: Daha önce bilinen hastalığı olmayan 46 yaşında erkek hasta halsizlik ve kanlı dışkılama nedeniyle acil polikliniğe başvurdu. Özgeçmiş, soygeçmiş ve alışkanlıklarında özellik yoktu. Fizik muayenede solukluk dışında patolojik özellik saptanmadı. Laboratuvar incelemesinde demir eksikliği anemisi saptandı. Üst GİS endoskopisinde lezyon saptanmadı. Kolonoskopide çekumda aktif kanama halinde olan iki adet anjiyodisplazi ile uyumlu 7-8 mm’lik lezyonlar izlendi (Resim 2). Argon plazma koagülasyon uygulandı ve östrojen-progesteron preperatı başlandı. İzleminde tekrar kanaması gözlenmedi. Hasta asemptomatik olarak takip edilmektedir.


Tartışma

Anjiyodisplazi; belirgin olarak dilate, kıvrımlı submukozal ven odağına denir. Sistemik bazı hastalıklara eşlik edebileceği gibi genellikle spontan olarak saptanır. Etiyolojisi kesin bilinmemekle birlikte, ileri yaşta daha sık görülmesi yaşlanma ile damar duvarında oluşan dejenerasyona bağlı olarak artabileceği düşünülmektedir. Malformasyonlarda submukozal damardaki kas kütlesi inceldiği için kanama olasılığı artar. Sıklıkla çekum, sağ kolon ve terminal ileumda görülür. Genellikle multipl ve <5 mm olarak görülür. Hastaların %15’inde masif kanama görülürken, %10-15 civarında da gaitada gizli kan pozitifliği ile birlikte demir eksikliği anemisi görülür. Kanama kronik ve aralıklıdır. Kanamaya yol açmış olan anjiyodisplazilerin %90’ı kendiliğinden durur, ancak %85 tedavi edilmezse tekrar kanar. Tedavide skleroterapi, heater probe, band ligasyonu gibi yöntemler uygulanabildiği gibi, östrojen-progesteron preperatları da kullanılabilir. Medikal ve endoskopik olarak tedaviye yanıt vermeyen hastalarda cerrahi tedavi uygulanabilir.


Kaynaklar

1. Richter JM, Hedberg SE, Athanasoulis CA, Schapiro RH. Angiodysplasia. Clinical presentation and colonoscopic diagnosis. Dig Dis Sci 1984;29:481-5.
2. Hochter W, Weingart J, Kuhner W, et al. Angiodysplasia in the colon and rectum. Endoscopic morphology, localisation and frequency. Endoscopy 1985;17:182-5.
3. Kwan V, Bourke MJ, Williams SJ, et al. Argon plasma coagulation in the management of symptomatic gastrointestinal vascular lesions: experience in 100 consecutive patients with long-term follow-up. Am J Gastroenterol 2006;101:58-63.
4. Bronner MH, Pate MB, Cunningham JT, Marsh WH. Estrogen-progesterone therapy for bleeding gastrointestinal telangiectasias in chronic renal failure. An uncontrolled trial. Ann Intern Med 1986;105:371-4.
5. Barkin JS, Ross BS. Medical therapy for chronic gastrointestinal bleeding of obscure origin. Am J Gastroenterol 1998;93:1250-4.