Splenektominin nadir bir komplikasyonu: Gastroperitoneakutanöz fistül
Gastro-peritoneo-cutaneous fistula following splenectomy
Anahtar Kelimeler: Splenektomi, gastroperitoneakutanöz fistül
Keywords: Splenectomy, Gastro-peritoneo-cutaneous fistula
Özet
Splenektomi hematolojik hastalıklar veya travma sonrası uygulanan bir işlemdir. Splenektomi sonrası gastrik yaralanma veya fistül gelişimi nadiren izlenebilir. 47 yaşında erkek hastaya İmmün Trombositopenik Purpura nedeniyle splenektomi uygulanmıştır. Splenektomi sonrası karın ağrısı ve kutanöz fistül gelişen olgunun endoskopik incelemesi gastrik fistül orifisi varlığını göstermiştir. Olguda intraabdominal abse varlığı da saptanarak gastro-peritoneakutanöz fistül tanısı konmuştur. Bu olgu splenektomi sonrası karın ağrısı ve kutanöz fistül gelişen olgularda splenektomi sonrası komplikasyonların araştırılması gerektiğini göstermiştir.
Abstract
Splenectomy operation is usually indicated for treatment of hematological disorders or splenic trauma. Splenectomy complications including gastric injury and peritoneal abscess formation were rarely reported. Forty seven years old male patient diagnosed with immune thrombocytopenic purpura and had splenectomy operation. Abdominal pain and cutaneous fistula was developed after the operation. Further investigations revealed gastric fistula opening endoscopically and presence of intraabdominal abscess radiologically. Patient was diagnosed with gastro-peritoneocutenous fistula. This case suggests that gastro-peritoneocutenous fistula may present as a rare complication after splenectomy.
Giriş
Splenektomi sıklıkla hematolojik hastalıklar nedeniyle veya dalak travması sonrasında uygulanan bir işlemdir. Splenektomi sonrası gastrokutanöz fistül ile gastrik nekroz gelişimi nadir görülen ancak mortalitesi yüksek bir komplikasyondur (1). Biz burada splenektomi sonrası gastrik nekroz ve gastroperitoneakutanöz fistül gelişen bir olguyu sunduk.
Olgu
47 yaşında erkek hastaya İmmün Trombositopenik Purpura nedeniyle splenektomi uygulanmıştır. Splenektomi sonrası hastada karın ağrısı, çabuk doyma, epigastrik dolgunluk ve şişkinlik yakınmaları başlamıştır. Ayrıca sol lomber bölgede cilde fistülizasyon gelişmiştir. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde fundus ve proksimal midede bütün büyük kurvatür pililerinin bir araya gelerek gato oluşturduğu ve bunların ortasındaki küçük bir orifisten mideye püy dolduğu görülmüştür (Resim 1-2). Aynı zamanda midede sutür materyali olduğu gözlenmiştir. Abdominal spiral BT’de operasyon lojunda 4.5 cm çapında, mide büyük kurvatürü, diyafragma kururisi, gerato fasyası ve pankreas kuyruğuna yapışık apse koleksiyonu saptanmıştır. Apse lojundan sol lomber bölgeye cilt altına uzanan fistül trasesi de gözlenmiştir (Resim 3). Bu bulgular eşliğinde hastaya splenektomi sonrası gastrik nekroz ve gastroperitoneakutanöz fistül tanısı konularak cerrahi kliniğine yönlendirilmiştir.
Tartışma
Splenektomi sonrası gastrokutanöz fistül ile gastrik nekroz gelişimi %1’den az görülür. Ancak mortalite riski %60’lara ulaşabilir (2). Splenik gastrik ligament ile gastrik duvar yakın ilişkidedir. Bu nedenle genellikle mide büyük kurvatür çevresindeki kısa damarların ligasyonu ve seksiyonu esnasında mide duvarının travmasına bağlı olarak gastrik nekroz ve fistülizasyon gelişebilir. Bu travma sıklıkla midenin üst kısmında oluşur. Normalde splenektomi sonrası gastrik nekrozun semptomları 2. ve 10. günler arasında görülür. Bunlar üst gastrointestinal sistem kanaması, subfrenik apse ve ani başlangıçlı peritonittir.
Splenektomi sonrası gastrik nekroz ile gastroperitoneakutanöz fistül gelişimi nadir ancak ciddi bir komplikasyondur. Endoskopist karın ağrısı ve dispepsi yakınmasıyla gelen splenektomili olgularda mideden püy geldiğini görür ise nadir olarak gelişen bu komplikasyonu düşünmelidir.
Kaynaklar
1. Martinez CA, Waisberg J, Palma RT, et al. Gastric necrosis and perforation as a complication of splenectomy. Arq Gastroenterol 2000;37:227- 30.
2. Steinman M, Steinman E, Poquetti RS, et al. Postsplenectomy gastric fistula: report of a case. Rev Hosp Clin Fac Med Sao Paulo 1993;48:228- 30.





